|
Toplumları değerlendiren, mayalandıran, yaşatan, estetik değer kazandıran güzelliklerin bir başka adıdır geleneklerimiz. Toplumun her halinde gelenek denen güzellikleri görürüz. Bir toplumun olmazsa olmazı gelenekleridir.
Geleneklerin güzelliklerine o kadar çok örnek verebiliriz ki. Düğün dediğimizde akla davul gelir, zurna gelir. Hemen peşinden davul dendiğinde halaylar gelir. Halaylar dendiğinde el ele tutuşarak beraberliğin simgesi, omuz omuza güç birliğinin yaşanacağı anlar gelir. Ama Osmaniye’de gelenekler dendiğinde benim aklıma değerli hocam Mehmet Avşar beyefendinin güzel gelenekleri konu alan “Teberik” adlı şiiri gelir.
Soğuk uzun gecelerde
Goz gırılır, belben yenir
Bizde cızgıdan çıkana
Elleham guduruk denir
Yalnızca bir dörtlükte bile bir sürü gelenekten bahsediyor. Televizyonun, bilgisayarın olmadığı uzun kış gecelerinde insanların ne yaptıklarını, nasıl vakit geçirdiklerini ne de güzel anlatmış Avşar hocam.
Soğuk uzun kış gecelerinde yaşanan bir güzel gelenek daha vardı ki, o hepsinden daha güzeldi. Meddahlık veya Halk hikâyeciliği. Halk hikâyeciliğini anlatan güzel insanlar yaşardı köylerimizde. Köroğlu hikâyesine baştan başlamak ve birkaç günde Köroğlu’nu ölümüne kadar hayatını anlatmak, her bir türküsünü makamı ile söylemek ve aynı makamları kullanmak “Gaydası” ile söylemek bir ayrıcalıktı. Makam bilmek âşıklarda ayrıcalıktı. Elbeyli oğlu’nu baştan sona anlatmak bir başka güzellik ve bir başka güzel gelenekti. Bu güzellikler günlerce sabahlara kadar sürer, hikâyenin kalan bölümünün dinlenmesi için bir gün sonraki akşam iple çekilirdi. İnsanlar bu sayede bir arada olur herkesin birbirimden haberi olurdu. Kimde hasta var, kimin başında kötü bir hal varsa hemen onun derdine derman olunurdu. Kısacası bir köyde veya şehirde yaşayan insanların bir birlerinden haberleri olur samimi duygular ön planda tutulurdu.
Cenaze çıkan bir evde yemek yenmez, buranın yemek ihtiyacı konu komşu tarafından bir hafta süre ile karşılanırdı. Acı paylaşılır, azaltılır, sevinç paylaşılıp çoğaltılırdı. Günümüzde ise ayaküstü bir başsağlığı çok bile görülüyor.
Artık insanlar, ocak etrafında toplanıp halk hikâyelerini dinlemiyor hem hal olup dertleşmiyorlar. Cenaze çıkan eve yemekte gitmiyor, başsağlığı beş dakika. Acılarda paylaşılmıyor. Düğünlerimizde birliğin, beraberliğin simgesi halaylarımızda yok artık. Halaylarımızı sosyetikleştirdik, metalik aletlerle depinip duruyoruz. Davulun derisi bile değişti içli ötmüyor artık. O nedenle de davulun sesi uzaktan gongun gelmiyor artık. Çünkü sesini bozduk.
Artık ne düğün, ne toy, ne cirit ne de güreş var. Kelmustuklar, Köroğlu’lar çalınmıyor, yiğitler güreş tutmuyor artık. Er meydanında itler dolaşır oldu. Geleneklerimiz heba oldular. Vay bee deyip iç geçiriyor güzellikleri yaşayanlar bilenler. Günümüzün nesli zaten bilmiyor o güzellikleri. Hamburger gençliği nereden bilsin ki adı küresel gençlik oldu.
Bu güzel gelenekleri hiç olmazsa nesillere anlatmalı yazılmalı kitap haline getirilmeli
Gelecek kuşaklara aktarılmalıdır. Yoksa damla damla eridiğimizi bir gün gelip kendimize yabancı kaldığımızı görmek kaçınılmaz olacaktır.
|